ATEŞ BÖCEĞİ & ULUSLARARASI ALEVİ VAKFI
Sevgili Canlar, saygıdeğer okurlar,
Vakfımızın resmî adı Uluslararası Alevi Araştırma, Dayanışma ve Eğitim Vakfı.
Beş yıl önce, Almanya’nın Bielefeld kentinde yirmi Can bir araya gelerek bu vakfı kurduk. Bizi bir araya getiren düşünce aslında oldukça sade, fakat bir o kadar da anlamlıydı:
Aleviliğe hizmet etmek.
Bu hizmet anlayışını üç temel sütun üzerine inşa ettik:
1. DAYANIŞMA
Çünkü dayanışma, Alevilikte yalnızca toplumsal bir sorumluluk değil; yolumuzun olmazsa olmazlarından biridir. Bir Can’ın derdi diğer Can’ın derdidir. İmkânı olanın ihtiyacı olana el uzatması, acının da sevincin de paylaşılması bu yolun temel değerlerindendir.
2. EĞİTİM
Eğitime verdiğimiz önem nedeniyle özellikle Alevi gençlerinin eğitimlerine katkı sunmayı amaçladık. Maddi imkânsızlıkların gençlerimizin önünde bir engel olmamasını; onların okuyabilmelerini, kendilerini geliştirebilmelerini ve yetiştiklerinde hem bireye hem de topluma katkı sunabilmelerini istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki eğitime yapılan yatırım yalnızca bugüne değil, yarına yapılan yatırımdır.
3. ARAŞTIRMA
Alevilerin yüzyıllar boyunca oluşturduğu entelektüel, tarihsel ve kültürel birikimi bir araya getirmek; kaynaklarımızı toplamak, korumak ve kalıcı bir arşiv oluşturmak istiyoruz.
Amacımız yalnızca geçmişi araştırmak değildir. Asıl mesele, bugün elimizde bulunan bilgi ve kaynakları yarınlara aktarabilmektir.
Çünkü kayıt altına alınmayan hafıza zamanla kaybolur. Kaybolan hafızanın yerini ise çoğu zaman başkalarının bizim hakkımızda yazdığı hikâyeler alır.
Bugün rahatlıkla ifade edebiliriz ki, geride bıraktığımız beş yıl içerisinde bu üç alanda ciddi bir yol aldık.
Şimdi bazılarınızın şu soruyu sorduğunu duyar gibiyim:
“Bunları anladık da, ateş böceğinin bütün bunlarla ne ilgisi var?”
İşte şimdi oraya gelelim.
ATEŞ BÖCEĞİNİN HİKÂYESİ
Kaynağı kesin olarak bilinmeyen, farklı anlatımlarla günümüze ulaşan bir ateş böceği hikâyesi vardır.
Bir gün ormanın kralı aslan, tilkiyi yanına çağırır ve der ki:
“Bugün ormanın en aptal hayvanını seçeceğim.”
Tilki hiç düşünmeden cevap verir:
“Kralım, seçmenize gerek yok. Ormanın en aptal hayvanı ateş böceğidir.”
Aslan merak eder:
“Neden?”
Tilki cevap verir:
“Neden olacak kralım? Şu küçücük hayvana bakın. Her akşam ışığını yakıyor, bu koskoca ormanı aydınlatmaya çalışıyor. Orman büyük, karanlık derin, kendisi ise küçücük. Böyle bir şeyi ancak bir aptal yapar.”
Aslan bunun üzerine:
“Çağırın şu ateş böceğini.” der.
Ormanın bütün hayvanları toplanır. Ateş böceği gelir ve herkesin karşısında durur.
Aslan ona dönerek şöyle der:
“Toplandık, konuştuk ve senin ormanın en aptal hayvanı olduğuna karar verdik.”
Sonra gerekçesini açıklar:
“Sen küçücük bir hayvansın. Orman uçsuz bucaksız, karanlık ise derin. Buna rağmen her gece ışığını yakıp bu koskoca ormanı aydınlatmaya çalışıyorsun. Bunun mümkün olmadığını bilmiyor musun?”
Aslan bir an durur ve sorar:
“Bir itirazın var mı?”
Ateş böceği önce aslana, sonra etrafında toplanmış hayvanlara bakar.
Ve şöyle der:
“Evet kralım. Ben ormanın büyük olduğunu biliyorum.
Karanlığın ne kadar derin olduğunu da biliyorum.
Kendimin ne kadar küçük olduğumu da biliyorum.
Ama benim amacım bütün ormanı aydınlatmak değil.
Buna gücümün yetmeyeceğini biliyorum.
Benim amacım, karanlığın içinde ışık olmak.”
KARANLIKTA IŞIK OLMAK
İşte sevgili Canlar,
Biz de biliyoruz.
Sorunlarımız büyük.
Karanlık bazen derin.
İmkânlarımız ise sınırlı.
Biz hiçbir zaman tek başımıza bütün karanlığı ortadan kaldırabileceğimizi iddia etmedik.
Ama bir şeyi yapabiliriz:
Karanlığın içinde ışık olabiliriz.
Bir gencin eğitimine katkıda bulunabiliriz.
İhtiyaç sahibi bir Can’ın elinden tutabiliriz.
Kaybolmak üzere olan bir belgeyi, bir kitabı, bir nefesi, bir tarihî kaynağı gelecek kuşaklara aktarabiliriz.
Bir araştırmacıya destek olabiliriz.
Bir öğrencinin yolunu açabiliriz.
Bir acının karşısında “yalnız değilsin” diyebiliriz.
Belki tek başına bir ateş böceğinin ışığı koskoca bir ormanı aydınlatmaya yetmez.
Ama yüzlerce, binlerce ışık yan yana geldiğinde artık karanlık eskisi kadar karanlık değildir.
Uluslararası Alevi Araştırma, Dayanışma ve Eğitim Vakfı olarak bizim iddiamız bütün ormanı tek başımıza aydınlatmak değil.
Bizim iddiamız daha mütevazı, fakat daha gerçektir:
Karanlığa rağmen ışığımızı yakmak.
Ve o ışıkları yan yana getirmek.
Çünkü biz inanıyoruz ki karanlıkla mücadele, karanlıktan şikâyet ederek değil; ışığı çoğaltarak mümkündür.
Siz de bu karanlıkta bir ışık olmak istiyorsanız, gelin yan yana duralım.
Çünkü bazen dünyayı değiştirmek için bütün ormanı aydınlatmak gerekmez.
Bir ateş böceği olmakla başlanır.
Turgay Temiz