ALEVİ PORTAL

ALTAN TAN VE DÜNÜN HASTALIĞI

Turgay Temiz

Sayın Altan Tan,

Siz “Alisiz Alevilik” ve “Alici Alevilik” üzerinden bir ayrım yapıyorsunuz. Fakat bir Alevi olarak size temin edebilirim ki dün olduğu gibi bugün de birçok Alevi size aynı sözü söyleyecektir:

“Açılın kapılar, Şah’a gidelim.”

Bu sözün dün söylenmesinin gerekçeleriyle bugün bu topraklarda yaşanan bazı sorunlar arasında düşündüğümüzden daha fazla benzerlik var.

Vergi yükünden ve devlet baskısından bunalan Kızılbaş topluluklarının bir kısmı kurtuluşu Şah’a gitmekte, yani Safevi coğrafyasına yönelmekte buldu. Tarihteki o isyanlar insanların rahatlarından vazgeçip durup dururken başlattıkları hareketler değildi. Anadolu halkının önemli bir kesimi ekonomik, siyasal ve toplumsal baskılar altında nefes alamaz hâle gelmişti ve kendisine bir çıkış yolu arıyordu.

Sizce bugün durum gerçekten çok mu farklı?

Fındık toplamak için kamyonların üzerinde Karadeniz’e giden o Kürt işçilere bir sorun: Neden bu şartlarda çalışıyorlar?

O kamyonlarda yolculuk eden, gittikleri yerlerde zaman zaman ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalan Kürtlerin hangi sorunu, yarın yeni bir Yavuz–İdris-i Bitlisî anlaşması yapılsa çözülecek?

Benzer bir tarihsel formülü yıllar önce Türk solunun “entelektüellerinden” Cengiz Çandar da gündeme getirmişti: adeta bir Yavuz–Bitlisî 2.0 modeli.

Sizin o çağ dışı hayallerinizi bozmak istemem ama böyle bir öneri ne Kürt’ün ne Türk’ün ne Alevi’nin ne Sünni’nin ne de Şafii’nin sorununu çözer.

Tam tersine, bu zihniyet bizi Ortadoğu bataklığının içine daha fazla çeker.

Evet, bu topraklarda gerçekten ciddi sorunlar var. Bu sorunların bugünkü boyutlara ulaşmasında, yaklaşık çeyrek asırdır ülkeyi yöneten ve ihtiyaç duyulan yapısal reformların önemli bir bölümünü gerçekleştiremeyen AKP iktidarının ve Erdoğan yönetiminin elbette ciddi sorumluluğu vardır.

Siz, biz Alevilerin İslamiyet’le bir sorunu olduğunu ima ediyorsunuz.

Sayın Tan, bizim İslamiyet’le sorunumuz yok.

Bizim sorunumuz Emevi zihniyeti iledir.

Bugün Ortadoğu coğrafyası ne çekiyorsa, bunun tarihsel köklerinden birini de bu zihniyet dünyasında aramak gerekir.

Bizim İslamiyet’le sorunumuz olsaydı, “Devletin dini adalettir” sözüyle özdeşleştirdiğimiz Hz. Ali’yi baş tacı etmezdik. Zulme karşı dik durmanın sembolü olarak gördüğümüz Hz. Hüseyin için yas tutmazdık.

Size dostça bir tavsiyede bulunayım:

Üçüncü Halife Osman’ın neden ve hangi toplumsal-siyasal şartlar içerisinde öldürüldüğünü yeniden okuyun.

Galiba o dersi atlamışsınız.

Bir toplumun barış ve kardeşlik içerisinde yaşayabilmesi için ihtiyaç duyduğu şey adalettir; yeni düşmanlar yaratmak değil.

Sizin mantığınızdan hareket edecek olursak, Alevilerin bulunmadığı Sünni toplumların bugün dünyada cenneti yaşıyor olması gerekirdi.

Oysa gerçeklik ortada.

Dünyadaki yaklaşık 1,5 milyarlık Müslüman nüfus içerisinde Aleviler son derece küçük bir topluluktur. Bu kadar küçük bir topluluğu hedef tahtasına koymak size yakışıyorsa, bunu yapabilirsiniz.

Ama şunu unutmayın:

Bu tavır biz Alevileri küçültmez. Aksine bizi birbirimize daha fazla yaklaştırır; sizi ise bizim gözümüzde küçültür.

Sizi bir kez daha hayal kırıklığına uğratacağım.

1. Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadeleyi yalnızca “Sünnilik–Şiilik savaşı” şeklinde okumak tarihsel gerçekliği fazlasıyla basitleştirmektir. Mücadelenin arkasında siyasi hâkimiyet, Anadolu üzerindeki nüfuz mücadelesi, insan kaynağı ve vergi tabanı gibi son derece dünyevi meseleler de vardı.

Sizin anlayacağınız dille söyleyelim:

Meselelerden biri “vergi mükelleflerinin” ve beşerî sermayenin Safevi tarafına kaybedilmesiydi.

Yavuz Sultan Selim döneminde “40.000 Kızılbaş’ın kılıçtan geçirildiği” şeklindeki meşhur rakamın tarihsel güvenilirliği de ayrıca tartışmalıdır. Bu rakamı hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan tarihsel bir kesinlik gibi aktarmak yerine, dönemin kaynaklarını ve İdris-i Bitlisî’nin konumunu eleştirel biçimde incelemek gerekir.

Çünkü tarih, bugünün düşmanlıklarını meşrulaştırmak için kullanılacak bir cephanelik değildir.

Hele yüzlerce yıl önce yaşanmış çatışmaları bugünün Kürt’üne, Türk’üne, Alevi’sine veya Sünni’sine yeniden taşımanın hiç kimseye faydası yoktur.

Dünün hastalığını bugünün insanlarına bulaştırarak yarının toplumunu kuramayız.

 

Turgay Temiz

Sosyal Medyada Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ