HAKK’A MEKTUPLAR: Béla Viktor János Bartók
UYARI: Bu makale, diğer tüm makaleler gibi, yazarın şahsi görüşüdür ve Uluslararası Alevi Vakfını bağlamaz ve de Alevi-Portal sitesinin görüşünü yansıtmaz!
Sevgili Béla Usta!
Bugün Türkiye’ye ayak basışının tam 90. yıl dönümü.
1936 senesinde, 2 Kasım sabahında, trenle İstanbul’a giriyorsun…
Sen gelmeden bir sene önce, 1935’te, Ulu Önderimizin isteğiyle değerli Macar Türkolog László Rásonyi, aynı sene Ankara’da kurulan A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde kürsü kurucusu ve hoca oluyor. Sana bir mektup yazıyor ve anayurdumda türküleri derlemeni tavsiye ediyor. Peşinden de Ankara Halkevi sana bir resmî davet gönderiyor. Öyle bir seviniyorsun ki, daha gelmeden Türkçe öğrenmeye başlıyorsun; örneğin
“At deveden çabuk gider!”
Ne güzel, Béla Usta!
Ve kafanda şu soru var: Acaba Macar ezgileriyle Anadolu ezgileri akraba mı?
Yüzyıllar önce Volga boylarında yan yana yaşamış iki halkın türküleri birbirini hatırlıyor mu?
İstanbul’a gelir gelmez konferanslar veriyorsun, konserlerde çalıyorsun, konservatuvarın arşivine gömülüyorsun. Sonra da, müzik hocamız Ahmed Adnan Saygun’la Ankara’ya geçiyorsun… Başbakan İsmet İnönü seninle görüşüp iltifat ediyor.
Fakat senin gönlün köylerde, salonlarda değil…
Planda önce Kayseri ve Çorum var ama maalesef hastalanıyorsun ve o geziler iptal ediliyor.
Derken László Rásonyi’nin tavsiyesiyle güneye, Çukurova’ya doğru yola çıkıyorsun.
Ve nihayet Osmaniye’ye varıyorsun…
Bir evin avlusunda yaşlı bir emmimizle karşılaşıyorsun. Sen daha avluya adım atar atmaz, emmimiz eski bir savaş türküsüne başlıyor:
“Kurt paşa çıktı Gozana
Akıl yetmez bu düzene…”
Kulaklarına inanamıyorsun!
Bu türkü, eski bir Macar ezgisinin varyantı gibi. Hemen fonografı çalıştırıyorsun… İkinci türkü de bir Macar ezgisinin benzeri çıkıyor. Sonra oradaki eş dost toplanıyor. O gece sabaha kadar dinliyor, türküleri kaydediyorsun…
Sonraki günlerde hayvanların çektiği arabalarla Yörüklerin kışladığı yerlere gidiyorsun, kıl çadırlarda kalıyorsun. Kadınlarımız erkeklerin yanında türkü söylemek istemiyorlar, çekiniyorlar o günler…
Eh, sene 1936, şartlar zor, kayıt imkânların yetersiz; yine de vazgeçmiyorsun…
Kasım’ın sonuna doğru derlemelerin bitiyor. Budapeşte’ye altmışın üzerinde fonograf silindiri dolusu ezgiyle dönüyorsun ve hiç vakit kaybetmeden notaya geçirmeye başlıyorsun. Örnek adamsın!
Ve aradığını buluyorsun: Derlediğin Türk ezgilerinin yaklaşık yüzde yirmisi, eski Macar ezgileriyle şaşırtıcı bir akrabalık gösteriyor.
Bunları tespit edince şunu söylüyorsun:
“Türklerle yarı-kardeş sayılırız.”
Yarı-kardeş. Ne güzel söylemişsin be Béla Usta! Güzel dillerine sağlık!
Ama sonra işler karışıyor tabii…
Avrupa’da lanet olası faşizm gittikçe yükseliyor. Almanya’da konser vermemeye karar veriyorsun. Aklında Türkiye var. Türkiye’ye yerleşmek, derlemelere devam etmek…
Ahmed Adnan Saygun’dan, Türkiye’de halk müziği araştırmacısı olarak çalışma imkânı olup olmadığını soruşturmasını istiyorsun. Beklediğin tek şey, geçimini sağlayacak bir maaş. Saygun heyecanlanıyor, uğraşıyor ama ülkenin iç ve dış siyaseti değiştiği için maalesef olmuyor. Neticede anayurdum çok büyük bir şans kaçırıyor o yıllar.
Macaristan’a geri dönmeden önce bize bir de öneri bırakıyorsun: Halk müziği araştırmaları kurumsal bir çatı altında sürsün, bunun için bir Folklor Enstitüsü kurulsun, diyorsun. Millî Folklor Enstitüsü ancak otuz sene sonra, 1966’da kurulabiliyor; ve senin önerilerinin gerisinde…
İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında eşinle birlikte New York’a yerleşiyorsun. Son yıllarında kansere yakalanıyorsun ve 26 Eylül 1945’te, yurdundan, Macaristan’dan tee uzaklarda, New York’ta Hakk’a yürüyorsun…
Anadolu’dan götürdüğün ezgiler ise yıllarca bekliyor. Türkiye’de ve Türkiye üzerine yaptığın derlemelerin ancak 40 sene sonra, 1976’da, Macaristan’da ve Amerika’da yayımlanabiliyor. Utancımdan şunu da ekleyeyim: Türkiye’de yayımlanması ise 1991’i buluyor. Yani 55 sene sonra, yarım yüzyıldan fazla… Yazıklar olsun bize!
Béla Usta, bir de güzel bir haberim var sana: Senin yolundan giden hemşehrin ve halk müziği araştırmacısı János Sipos, yıllar sonra bizim Tahtacı canlarımızın kapısını çalıyor; cemlerine katılıyor, semahlarını, nefeslerini dinliyor. Ve o kapıyı ilk aralayan sendin, Béla Usta.
Güzel bir sözün var bu arada:
“Bana öyle geliyor ki, yeterince malzeme ve bilimsel bulgu toplandı mı, dünyadaki bütün halk musıkileri eski yapılara, eski modellere, eski üsluplara dayandırılabilir. Ne var ki, halk musıkisi büsbütün yok olmadan, silah imalatına harcayacağımız paranın birazını halk musıkisi araştırmalarına ayırmadığımız sürece, araştırmalarımızdaki hedefimize hiçbir zaman ulaşamayız.”
Aradan doksan yıl geçti ama dünya hâlâ silaha para harcıyor.
Epey uzattım, farkındayım…
Şimdi gelelim asıl derdime:
Bugün Türkiye’ye gelişinin 90. yıl dönümü.
Etrafıma bakıyorum.
Osmaniye’de, gelişinin 90. yılı vesilesiyle düzenlenen “Macar Kültür Günü” hariç neredeyse hiçbir etkinlik yok. Ne İstanbul’da, ne Ankara’da, ne de Budapeşte’de senin verdiğin emeklere yakışır bir anma göremedim maalesef.
Üzüldüm, Béla Usta…
O yüzden buradan bir çağrı yapmak istiyorum:
On yıl sonra, 2036’da, Türkiye’ye gelişinin 100. yıl dönümünde, bari hakkını verelim! Hem Türkiye’de hem de Macaristan’da yaklaşık bir hafta sürecek, büyük çaplı anma etkinlikleri düzenlensin. İstanbul’dan Ankara’ya, Adana’dan Osmaniye’ye senin yürüdüğün yollar yeniden yürünsün. Konserler verilsin. Derlediğin türküler, derlendikleri köylerde yeniden söylensin. Fonograf silindirlerindeki o cızırtılı sesler yeniden dinletilsin. Bilim insanlarımız, âşıklarımız ve de bilhassa gençlerimiz bir araya gelsinler…
Ve doksan sene önce bize bıraktığın miras da sürekli hatırlansın: Halkın sesi kaybolmadan derlensin, arşivlensin, gelecek kuşaklara ulaştırılsın…
Sevgili Béla Usta,
toprağın bol,
mekânın bağ-bahçe olsun…
Kaynaklar/Öneriler:
- https://www.zti.hu/sipos_ebook/bartok/bartok_tr.htm
- https://www.ismetinonu.org.tr/tarihte-bugun-7-kasim/
- https://apm.org.tr/2021/12/22/bela-bartok-biz-yari-kardesiz-yoruk-ezgileri-ve-macar-halk-muzigi/
- https://www.haberosmaniye.com/haber/bartokun-osmaniye-yolculugu-anildi-26797
- https://zti.academia.edu/JanosSipos
- YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=ov8_Wb5lT8w
ve https://www.youtube.com/watch?v=pNPEjUA5kw8
Hüseyin Barış Öztürk
Yorumlarınız için: huseyinozturk@gmx.de
Bu köşe yazısı 02.11.2026 tarihinde Alevi Portal’da yayınlanmıştır.
© Alevi-Portal.net