ALEVİ PORTAL

Hz. Hüseyin mi, Luvi mi?

Turgay Temiz

Sevgili canlar,

Saygıdeğer okuyucular,

Bu yıl (2026), insanlık tarihinin en derin vicdan yaralarından biri olan Kerbelâ Vakası’nın 1346. yıl dönümünü anıyoruz. (10 Ekim 680)

Ehl-i Beyt’i sevenler ve bu Yol’un talipleri, 1346 yıldır Muharrem matemini tutuyor; başta İmam Hüseyin olmak üzere Kerbelâ’nın bütün şehitlerini saygıyla, özlemle ve gözyaşlarıyla anıyor.

Çünkü Kerbelâ, yalnızca tarihte yaşanmış bir savaş değildir. O; hak ile zulmün, adalet ile saltanatın, vicdan ile iktidarın karşı karşıya geldiği insanlığın en büyük ahlâk sınavlarından biridir.

Tarih boyunca nice ordular kuruldu, nice imparatorluklar yıkıldı. Fakat Kerbelâ’da yaşanan mücadele, sayılarla değil, değerlerle ölçülür.

Bir avuç insan…

Hakikatin yanında durmayı seçti.

Canlarından vazgeçtiler; ama inançlarından, adaletlerinden ve insanlık onurlarından asla vazgeçmediler.

Hz. Hüseyin atına binerken yalnızca kendi kaderine yürümüyordu. İnsanlığın vicdanına yürüyordu.

O gün Kerbelâ’da yakılan ateş, yalnızca çadırlarda yanmadı.

İnsanlığın yüreğine düştü.

Ve aradan 1346 yıl geçmesine rağmen hâlâ sönmedi.

Zalim oldukça Hüseyin yaşayacaktır.

Yezid oldukça Kerbelâ yeniden hatırlanacaktır.

Bugün ise Kerbelâ’nın anlamını değiştirmeye çalışan yeni söylemlerle karşılaşıyoruz.

Son yıllarda bazı çevreler, Aleviliğin merkezine Hz. Ali’yi, On İki İmamları ve Kerbelâ’yı değil; Luvileri yerleştirmeye çalışmaktadır.

“Alevilerin kutup yıldızı On İki İmamlar değildir.”

“Gerçek Alevilik Luvi uygarlığıdır.”

“Aleviler yönünü Luvilere çevirmelidir.”

gibi iddialar dile getirilmektedir.

Daha da ileri gidilerek, yüzyıllardır İmam Hüseyin için matem tutan dedelerimizin ve pirlerimizin bunu “korkaklıktan” yaptığı bile söylenebilmektedir.

Bu, yalnızca tarihî bir yorum değildir.

Bu, Alevi inanç hafızasına yöneltilmiş ağır bir ithamdır.

Bizim pirlerimiz korkak değildi.

Onlar, Şam sarayında bir tabak yemek uğruna Hz. Hüseyin’in mübarek başını yere atanlardan olmadılar.

Onlar, Kerbelâ’yı unutturmak isteyenlerin değil, Kerbelâ’yı yaşatanların yolunu yürüdüler.

Bugün herkes kendisine şu soruyu sormalıdır:

Hz. Hüseyin insanlık için canını verdi.

Peki bugün Aleviliği Luviler üzerinden yeniden tanımlamaya çalışanlar, insanlık adına hangi bedeli ödediler?

Hangi zulmün karşısında durdular?

Hangi mazlumun yanında yer aldılar?

Çünkü bir düşüncenin büyüklüğü, iddiasıyla değil; ödediği bedelle ölçülür.

Kerbelâ’nın büyüklüğü de tam burada yatmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ