HERKES HERKESE KARŞI
Çağdaş İngiliz düşünürlerinden John Gray, dünyanın bugünkü halini anlatırken kullanmış bu “HERKES HERKESE KARŞI” tanımını. Bu ifade bizim bugünkü halimizi de çok iyi anlatıyor bence.
Uzunca bir süredir yanlış anlaşılma korkusu ile bir şeyler yazmaya, düşüncelerimi paylaşmaya da çekinir oldum. İnsanlarımız öylesine gergin, öylesine kızgın ki lafın veya satırın sonunu görmeden senin kimin adamı olduğuna karar verip derhal cevabı yapıştırıyor. Sonrası daha üzücü, ben öyle değil böyle demek istemiştim, yanlış anlaşılmış falan gibi yöntemler de bu kızgınlıkta pek para etmiyor. Tek dileğimiz ülkemiz ve halkımızın bu parçalanmışlıktan, bu bölünmüşlükten bir an önce kurtulmasını sağlayacak değişikliklerin gerçekleşmesi. O değişiklikler de ufukta pek görünmüyor maalesef.
MADIMAK acımız ise bugün 33 ‘üncü yılına girdi. Acımız halâ ilk günkü acı. Derdimiz halâ aynı, sorumluların bulunması ve hesap vermeleri. Bu birikmiş hesaplar görülmeden ülkemizde huzur ve barış ortamı nasıl oluşacak, kendi hesabıma çok merak ediyorum doğrusu. Daha da merak ettiğim konular var. Örneğin Alevilerin aldığı nefesi bile defalarca inceleyip sağdan mı soldan mı nefes aldığımıza bir türlü karar veremeyen akademisyenlerimiz, MADIMAK katliamının tabiatı, hazırlayan nedenler ve toplumu bir anda ayağa kaldırıp ruhsatlı, ruhsatsız binlerce Cem evi yapmaya itmesinin görünür, görünmez nedenlerini araştırmaktan neden uzak dururlar. Toplumumuzu derinden sarsan onlarca doktora ve tez çalışmasına konu olacak nitelikteki DERSİM, ORTACA, ÇORUM, MARAŞ, MADIMAK gibi olaylar neden akademisyenlerin ilgisini çekmez, ya da neden uzak dururlar anlamak oldukça zor.
Geçtiğimiz haftalarda yurt içinde ve dışında sayısız Alevi sempozyum ve toplantısı yapıldı. Bazı toplantılara devlet kurumları da büyük katkılar verdi. Elime geçen programlardaki konuşmaları incelemeye çalıştım ama hiçbirinde aradığım konuları göremedim. Oysa bilim boşluk sevmez, boşlukları doldurmak için vardır. Bilim insanlarımız köklerin her gün daha derinlere giden bir inanç, düşünce ve yaşam birikimi olan Aleviliğin sadece görünmeyen, altlarda ve yanlarda kalan yanlarını da araştırmalarına katmalı, kurumlarımız da tasavvuf, antropoloji, halk bilimi alanlarında yetişecek kuşaklara imkanlar hazırlamalı. Bu “HERKESİN HERKESE KARŞI” olduğu ortamda Aleviler birbirlerinin elini tutarak, dostluk ve barışın yapıcı niteliklerini sergileyerek toplumun tüm kesimlerine örnek olmalıdır.
Yolumuzda canlarını verenleri saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.
Şehitlerimizin inanç, heyecan ve özverilerini paylaşan, yaşatan ve yayanlara aşk olsun!
Doğan Bermek
2 Temmuz 2026