Ahvalimiz !
Değerli dostlar,
Uzunca bir seyahat nedeni ile bir süre yazılarıma ara verdiğim için üzgünüm. Bir yandan Türkiye ’de bazıları öngörülemeyen Maraş okul cinayetleri gibi olaylar ve hukuku alt üst eden gelişmeler, diğer yandan dünyada her gün, hatta günde birkaç kere değişen koşullar yazılacak yazının okuyucuya ulaşmadan önce güncelliğini yitirme riski de taşıdığı için hep şimdi ne olacak beklentisi ile gözlem ve yorumlarımı paylaşamadım.
Dünya bir kaosa doğru sürüklenirken, ABD bir yandan Orta Doğu ‘da bir yandan KÜBA üzerinde akla hayale sığmaz gerekçelerle devletler hukuku ve savaş hukukunu sürekli ihlal eden saldırılar düzenlerken, hukuk, kural ve insanlık dinlemeyen İsrail, gaddar katliamlara devam ederken ortada sadece bir gerçek var. İran halkı büyük bir onurla direniyor ve Türkiye kamuoyu da İran’ın bu Çanakkale savunmasına benzer muhteşem direnişini yürekten destekliyor.
Önümüzdeki günler için ise maalesef iç açıcı beklentilerimiz yok. Çok endişeliyiz ve dünyanın akıl ve mantık çerçevesine tekrar nasıl ve ne zaman gireceği hakkında da hiç kimsenin elle tutulur bir beklentisi yok. 78 yıllık yaşamım boyunca dünyada bir tek KÜBA Krizi zamanında benzer bir gerginlik olduğunu hatırlıyorum, o da bugün yaşadıklarımıza göre çok daha kısa sürede aşılmış idi. Bugün ise ABD’nin başındaki Cumhurbaşkanı saat başı değişen ifadeler ve iddialar ile nerede ise insanlıkla alay etmekte.
Gelelim ülkemize:
Siyasi muhalefeti yok etmek amaçlı olduğu artık çok sayıda ifade ve delille kesinleşen hukuk fırtınası devam ediyor, yıllarca ne yapmak istediği belli olmadan eğitim ve okullar ile adeta oynayan hükümetlerin ektiği tohumlar artık ürünlerini gözlerimize sokuyor. Okullarda uyuşturucu salgınları yaygınlaşmış, akran zorbalığı almış başını gitmiş, dindar olamayan ama kindar olmayı çok başarı ile beceren bir genç nesil yetiştirmeyi başarmışlar. Büyük maddi ve manevi zorluklarla okumuş olan Üniversite mezunları işsiz, mafya ve uyuşturucu satıcıları sokaklara hâkim olmuş, çocuk çeteleri ve çocuk kiralık katiller yetiştirmeyi başarmışız, aileler çocukları hedef alınır diye eğitim alanındaki başı bozuk ortamı eleştirmeye çekiniyor. Tam bir eğitim kaosu yaşıyoruz.
İş dünyasında nereden, ne zaman yetiştiği ve hangi işi yaparak para kazandığı belli olmayan iş insanları (!!) akıl alamaz servetleri harcıyor ya da top atar gibi milyonlarca dolarlık servetleri kaybediyor, kazanıyor, alıp veriyorlar. Çökme diye bir yöntem çalışarak kazanmanın yerini almış. Memleket adeta büyük bir kumar masasına dönmüş, dev şirketler el değiştiriyor, hani tabir caizse pastacılar silah sektörüne, marangozlar çelik sanayiine, demirciler finans sektörüne girip çıkıyorlar. Mahkemeler bazı şirketlerin ne zaman nasıl kazanıldığı anlaşılamayan inanılmaz varlıklarına el koyuyor, icradan ev satar gibi koca fabrikalar ve holdingler günübirlik el değiştiriyor. Plan ve program gibi kavramlar yok gibi görünüyor, ya da var ise bile anlaşılmıyor ve anlık müdahalelerle değişiveriyor. Bir yandan Birleşmiş Milletler ‘in temiz enerji ve çevre girişimi COP 31 toplantılarına başkanlık ediyoruz, bir yandan daha çok kirlilik yaratmak için zeytin ağaçlarımızı kömür ocakları açmak için yok ediyoruz. Bazı kişilere yüzlerce maden arama ruhsatı verildiğini okuyoruz gazetelerden.
Ben yazdıklarımdan üzüldüm doğrusu, sizleri de üzdüğümü düşünüyorum. Bir sonraki yazımda umarım eğitim ve Alevi dünyalarımıza bir bakarız hep birlikte.
Sevgilerle.
Doğan Bermek
25 Nisan 2026