ALEVİ PORTAL

2024 nasıl geldi?

Doğan BERMEK

Bir süredir paylaşım yapamıyorum. İzlediğim olaylar öylesine akıl dışı geliyor ki bana bazı olaylar karşısında hiçbir şey diyemiyorum, ya da diyecek söz bulamıyorum.

GAZZE faciası bir karabasan gibi günün her dakikasında insanın vicdanını zorluyor. Bir taraf özgürlük adına, öteki taraf savunma adına terörün en seçkin örneklerini sergiliyor. Ama çok net bir şey var ki her iki taraf da insan hakkı, hukuk falan tanımıyor. Hangisi galip çıkarsa çıksın, yasadışı, kural dışı uygulamalar yapmaya hazırlar. Bu durumu seyretmek büyük acı veriyor insana. Daha da kötüsü dünyada sadece halklardan anlaşılır tepkiler geliyor, devletler, Avrupa Birliği gibi büyük birliktelikler de sessiz sedasız seyrediyor olup bitenleri. Sadece Güney Afrika tutarlı bir adım attı ve sadece birkaç ülke bu adımın yanında durduğunu çekingen bir biçimde ifade etti.

Görünen o ki devletler çürümüş, insanca, mantıklı ve vicdanlı sesler sadece toplumlarda kalmış. Siyaset adamları o kadar günlük çıkar peşindeler ki ne kendi çocuklarının ne de ülkelerinin yarınını düşünemez olmuşlar, günü kurtarmaya çalışıyorlar. Yaşanabilir bir dünya kurmak hedefleri yok. Bu kuralsızlığın, bu hak tanımazlığın nerelere varabileceğini, kendi ülkeleri ve ailelerinin de bu ortamdan akıl almaz zararlar görebileceğini ya düşünmüyorlar, ya da düşünemeyecek kadar gözlerini kan ve küçük çıkarları bürümüş. Mesela ABD başkanı gelecek seçimi alabilmek için dünyayı 3. Savaşa sokabilecek adımları atabilecek gibi görünüyor. Savaş kimsenin umurunda değil, kendi çıkarları peşindeler. Cinayet, soykırım falan kimsenin derdi değil. Bu çok garip bir durum ve bu durumun devam edebilmesi mümkün görünmüyor bana. Ya bu tip siyasetçiler ortadan kalkacak ya da toplumlar çok ama çok büyük zararlar görecekler. Umarım bir İsveçli veya Kanadalı da bu dünyada artık en az bir Filistinli kadar tehlikede olduğunun pek farkında değil. Büyük ülkelerin başındaki güçlü kişiler de yarın Saddam veya Kaddafi ’nin içler acısı akıbetlerine uğrayabileceklerini fark etmiyorlar ya da edemiyorlar.

Yerel seçimler nedeni ile Türkiye siyaset bataklığına bir daha gömüldü, parti içi, partiler arası açık, kapalı, akıllı, akılsız, doğru, yanlış, ahlaklı veya ahlaksız her türü yaklaşımı aynı anda bir arada görüyorsunuz. Bütün bu olayların en üzücü yanı da saygın ve ahlaki açıklamalar yapan bazı siyasilerin veya taraftarların bir anda dediklerine hiç uymayan işler yapan kimselere dönüşebilmeleri. Bir yanda demokrasi ve ahlâkın gerektirdiği kurallar ile siyaset yapanlar, bir yanda hiçbir ilkeye ve kurala değer vermeden ne olursa olsun siyasi pozisyonlarını korumak veya bir şeyle kapmak için uğraşanlar. Garipsiyorum bu memleketi, siyaset yapmak herkesin mesleği gibi, işin garibi bu zor ve çapraşık, yüksek sorumluluklar ve dirayet isteyen bu mesleğin bir okulu da yok. Kuralsız ve diplomasız yapılabiliyor, her alanda yapılabiliyor. Sonuçta da ortaya hukuka uymayan bir yargı, yüksek mahkemeye aldırış etmeyen mahalli veya alt mahkemeler çıkıyor, şans oyunlarından vergiyi yarı yarıya düşürüp çocuk bezinde vergileri arttıran bir vergilendirme düzeni oluşuyor, ülkenin toplam gelirinin yarısını (%46,7) nüfusun beşte biri alıyor, kaymakamlar vaazını beğenmedikleri Cami hocasını, hastalar doktorları dövüyor, 50 haneli ve 3 camili bir köyün çocukları sabahları 12 km ötedeki okula gidip, akşam dönüyorlar.

Yukarıda dünyamız ve ülkemizin bu sıralardaki görünüşünü kendi açımdan paylaşmaya çalıştım. Bu örnekleri çok uzatmak da mümkün. Ama biz yine de Alevi dünyasında olup bitenlere kısa bir bakış atalım.

Yıllardır süregelen ZORUNLU DİN DERSİ sorunlarına 2023 ‘te de hiç dokunulmadı, hatta ÇEDES falan gibi yeni uygulamalar ve MEB (Millî Eğitim Bakanlığı) ile bazı tarikatlara bağlı Sivil Toplum Kuruluşları ile bazı protokollar da imzalandı. Özetle eğitim konusunda gelişme değil gerileme eğilimi görmekteyiz. Haziran 2024 ‘te toplanacak olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise Türkiye ‘nin Zorunlu Din Dersi sorunlarına olumlu bir çözüm getirmesini bekliyor. Ülkemizin soruna nasıl bir çözüm getireceğini merakla beklemekteyiz. Sevindirici tek husus ise artık bu soruna Alevilerin yanı sıra Eğitim-Sen gibi çağdaş eğitimden yana kuruluşlar ve toplumsal kamuoyunun da ilgi duymaya başlaması. Bu konuda 16 Eylül ‘de İZMİR ve 10 Aralık ‘ta İstanbul – Kadıköy ‘de geniş katılımla mitingler yapıldı, ancak eğitim konusunda faaliyetlerin çok daha artması gerektiği kanısındayım.

Yine AİHM kararlarına ve iç hukuk kurallarına rağmen yıllardır göz ardı edilen CEM EVLERİ statüsü eylül 2022 ‘de kurulacağı açıklanan Kültür Bakanlığına bağlı “ Alevi – Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”  aradan geçen 16 ayda iki başkan gördü, bütçesi belirsiz, danışma kurulu tayin edilmedi ama var olmaya devam ediyor. Bu düzenleme ve Alevi sorunları için çıkartılmış olan TORBA YASA konulu itirazlar süregeliyor. Bu sorunlar ve itirazlar konusunda oldukça geniş bir Alevi kesimin temsilcilerinin nasıl düşündüğünü dört Alevi kuruluşu olarak 17. Kasım 2023 ‘te 14869 sayılı belge ile Anayasa Mahkemesi ‘ne de sunduk. AACF-Anadolu Alevi Canlar Federasyonu, AVF-Alevi Vakıflar Federasyonu, TADEFE-Tahtacı Dernekleri Federasyonu ve ADO- Alevi Düşünce Ocağı Derneği tarafından sunulan belgenin tamamını okumak isteyen arkadaşlar ADO web sitesinden  https://aleviocagi.org/anayasa-mahkemesi-baskanligina sayfasında başvurunun tamamını okuyabilir ve indirebilirler.

ESAS HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER       

Alevi ve Sünni ibadet ritüellerinin farklılıkları nedeni ile Alevilik sosyal ve toplumsal olarak kabul görmesine rağmen siyasi mülahazalar nedeni ile Alevi toplumu gereken idari ve hukuki haklardan yararlanamamaktadır. Bu çerçevede siyasi iktidarın 2022 yılında oluşturduğu “ T.C. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı“  ve 7421 sayılı sayılı “Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”  da toplumumuzun her kesiminde yoğun tartışmalara neden olmuştur.

Bu düzenlemelerde de;

–           Aleviliğin inanç niteliği net karşılık bulmamaktadır,

–           İlgili birimin Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturulması Aleviliğin inanç niteliğinin tanınmadığını ortaya koymaktadır.

–           AİHM kararları ile de netlik kazanmış olan Cem evlerinin ibadethane niteliği işbu düzenlemelerde de yer almamıştır.

–           Bir inancın sürdürülebilirliği açısından ibadet mekanları kadar önemli olan nitelikli önder yetiştirme ihtiyacına hiçbir çözüm üretilmemiştir.

–           T.C. Anayasa Mahkemesinin   31906 No’lu Resmî Gazete ‘de 28/7/2022 ‘de yayınlanan 7/4/2022 tarih ve 2014/15345 sayılı kararı ile de sabit olduğu gibi çocukların eğitiminde ailelerin dini inancının öncelikli olması gerekirken bu gerekliliğe uyulmaması nedenleri ile Anayasa ve Medeni Kanun ihlalleri sürmektedir, bu konuda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

 

Dört maddede topluca sunabildiğimiz sorunlarımızın yıllardır çözülememesinin nedenlerinin ise sadece eşit vatandaşlık ve inanca saygı konusundaki önyargılar olduğu bu çalışma ile çok net olarak ortaya konmuş bulunmaktadır. Umarız bu netlik ülkemizin günlük yaşamında da kısa zamanda karşılık bulur

2024 ‘ün dünya toplumları ve toplumumuz için daha iyi gelişmeler getirmesini diliyorum. Hızır insanlığın yoldaşı olsun!

Cümlenize aşk-ı niyazlarımla.

Doğan Bermek    23.Ocak.2024

Sosyal Medyada Paylaş
YAZARIN SON YAZILARI
2024 nasıl geldi? - 23 Ocak 2024
Okullarda Din Eğitimi - 21 Aralık 2023
AIHM KARARLARI – III - 14 Temmuz 2023
AİHM KARARLARI – II - 4 Temmuz 2023
AİHM KARARLARI -1- - 29 Haziran 2023
14 ve 28 Mayıs 2023 - 31 Mayıs 2023
KUR’AN ve YASAKLAMALAR - 22 Şubat 2023
HALİMİZ-AHVALİMİZ - 29 Kasım 2022
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ