Kerbela ve Çağımızın Hüseyinleri
Kerbela, yalnızca tarihsel bir olay değil; hakikatin, adaletin ve vicdanın sınandığı bir sembol olarak çağlar boyunca yeniden anlam kazanmıştır. Hz. Hüseyin’in duruşu, gücü ve kalabalığı değil; ilkeyi, hakikati ve adaleti seçmenin adıdır. Bu nedenle her çağda Hüseyinler vardır; yani zulme karşı duran, haksızlığa rıza göstermeyen, bedeli ne olursa olsun doğruyu savunan insanlar.
Fakat tarih boyunca bu yolun en belirgin özelliği yalnızlıktır. Çünkü hakikatin karşısında çoğu zaman güç, propaganda ve kalabalıkların yönlendirilmesi vardır. İnsan kitleleri kolayca yönlendirilebilir veya karşı tarafa düşmanlaştırılabilir. Kimisi idam edilir, taşlanır, hain ilan edilir. Bu yüzden hakikatin yanında duranlar çoğu zaman azdır; ama azlık, hakikatin değerini azaltmaz, aksine onu daha da anlamlı kılar.
Bugün de bu durum farklı değildir. Çağ değişmiş olsa da insanın imtihanı değişmemiştir: çıkar ile vicdan, konfor ile adalet, sessizlik ile hakikati söylemek arasında bir tercih yapmak zorundadır insan. Modern zamanlarda da Kerbelalar farklı biçimlerde yaşanır ve yine Hüseyin duruşu, kalabalıkların değil hakikatin yanında durmayı gerektirir. Biraz cesaret gerekir, zordur. Linç edilmeyi göze almak gerekir. Bu yüzden asıl mesele, tarihte olup biteni anmak değil; o duruşu bugünün hayatında nerede ve nasıl sürdürebildiğimizdir.