Mundus Archivi – Arşiv Dünyası
Bölüm 02 – Ortaca Olaylarını (1966-2026) Araştırmada Arşiv Eksikliği
UYARI: Bu makale, diğer tüm makaleler gibi, yazarın şahsi görüşüdür ve Uluslararası Alevi Vakfını bağlamaz ve de Alevi-Portal sitesinin görüşünü yansıtmaz!
1966 senesinin Haziran başlarında Muğla’nın Ortaca ilçesinde önce bir arazi anlaşmazlığı olarak başlayan, daha sonra etno-mezhepsel bir çatışmaya dönüşen Ortaca Olaylarının bugünlerde 60. yıl dönümünü anıyoruz.
Ortaca, çok partili döneme geçişten (1945) sonra Alevilere yönelik gerçekleştirilen ilk kitlesel sivil saldırı olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda Maraş (1978), Çorum (1980) ve Sivas (1993) gibi büyük katliamlara uzanan sürecin ilk halkası ve bir bakıma prototipi olarak görülmektedir.
Ortaca Olayları hakkında akademik çalışmaların sayısı sınırlı olsa da Alevi kamuoyunda oldukça fazla yazılıp çizilmiştir. Bu nedenle olayların ayrıntılarını burada tekrar etmek istemiyorum. Konuya ilgisi olanlar altta sunduğum kaynaklara başvurabilirler.
Son 10 yıl içerisinde yayımlanan çalışmaların önemli bir bölümü, olayların araştırılmasını zorlaştıran arşiv eksikliklerine dikkat çekmektedir. Bu nedenle, bu köşe yazımda, Ortaca Olaylarını daha çok arşiv meselesi üzerinden ele almak istiyorum.
Basın Arşivleri
Hüseyin İzmir, bundan tam 10 sene önce yayımladığı Yüksek Lisans Tezinde, şu değerlendirmeyi yapmakta:
“Literatürde, Ortaca Olayları ile ilgili yeterli kaynak bulunmamaktadır. 1966 yılında çıkan ulusal gazete haberlerine ulaşmak kısmi olarak mümkün olsa da, 1966 yılında basılan yerel gazetelerin haberlerine arşivlenmediği için ulaşılamamaktadır.”
(Hüseyin İzmir, Türkiye’de Etnik Çatışmalar ve Toplumsal Hafıza: 1966 Ortaca Olayları, sayfa 13)
İzmir’in işaret ettiği sorun maalesef bugün de büyük ölçüde geçerliliğini korumakta. Örneğin Cemevlerimizin yayınladıkları belgelerin (basın bildirileri vs.) arşivlenmesinde hâlâ sıkıntılar yaşamaktayız.
Sözlü Arşivler
Ortaca Olaylarının araştırılmasındaki bir diğer önemli eksiklik ise sözlü tarih alanında karşımıza çıkmakta.
O günleri yaşayan kişilerin anılarının (Oral History – Sözlü Tarih) zamanında kayıt altına alınmasına yönelik sistematik bir girişim gerçekleştirilmediğinden ve bu açıdan da büyük bir arşiv eksikliği bulunduğu için, bugünün araştırmacıları Ortaca Olaylarını verilere dayanarak nesnel ve önyargısız bir şekilde değerlendirmede güçlük çekmekteler.
Nitekim Zeynep Kösedağ, 2 sene önce kaleme aldığı incelemesinde bir sözlü tarih yöntemi olan “tanık mülakatlarının” yetersizliğini şu cümlelerle ifade etmekte:
“Olayın üzerinden elli yedi sene geçmiş olması araştırmamın zor yanlarından biriydi. Birincil tanıkların çoğu yaşamını yitirmişti.”
(Zeynep Kösedağ: 1966 Ortaca Olaylarını Anlamak, sayfa 2)
Devlet Arşivleri
Her ne kadar Doğan Duman gibi bazı araştırmacılar akademik makalelerinde Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığından (CDAB) kısmen örnekler sunabilmiş olsalar da, Ortaca Olaylarının arka planını aydınlatabilecek birçok devlet belgesi hâlâ ‘kamu güvenliği’ veya ‘gizlilik’ gerekçesiyle araştırmacıların erişimine kapalıdır. Örnek sunacak olursak:
- Ortaca Olayları kapsamında gözaltına alınan kişiler hakkında yürütülen ceza davalarına ait yargı ve mahkeme tutanakları kamuya açık değil.
- Dönemin Muğla Valiliği, ilçe jandarma komutanlığı ve emniyet istihbarat birimlerinin Ankara’ya gönderdiği ‘çok gizli’ ibareli raporlara erişim izni verilmemekte.
- Olayı incelemek amacıyla bölgeye gönderilen devlet müfettişlerinin hazırladığı idari raporlar da devletin arşivlerinde kapalı tutulmakta.
Arşiv Eksikliğinin Sonuçları
Bu bilgi ve belgeler gün yüzüne çıkarılmadıkça, Meclis’e sunulan soru önergeleri yanıtsız bırakıldıkça, Alevi tarihindeki bazı sorular da yanıtsız kalmaya devam edecektir.
Ancak mesele yalnızca katliamlar ve travmatik olaylarla sınırlı değil.
Örneğin Cemevlerimizin kuruluş süreçleri gibi toplumsal hafızamız açısından son derece önemli gelişmeler de yeterince belgelenmemiş durumda.
Kurucu Canlarımızla (birincil tanıklarla) zamanında görsel-işitsel röportajlar yapılmadıkça; Cemevlerimizin genel kurulları, Cemlerimiz ve diğer etkinliklerimiz bir bütün olarak ve düzenli biçimde kayıt altına alınmadıkça; pirlerimizin ve taliplerimizin Alevi dünyaları kayda geçirilmedikçe geleceğe doldurulamayacak boşluklar bırakmış olacağız.
Bugün bizler Ortaca’yı araştırırken nasıl eksik kaynaklar yüzünden tökezliyorsak, önümüzdeki kuşakların da bizleri araştırırken benzer güçlüklerle karşılaşmalarına sebep vermiş olacağız.
Bu noktada esas soru şudur: Geleceğe zengin ve kapsamlı bir Alevi tarihi bırakmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Son Dönem Arşiv Girişimleri
Arşiv konularına gençlik yıllarımdan beri ilgi duyan biri olarak, son 1-2 yıldır daha umutlu hâle geldiğimi söyleyebilirim.
Öncelikle, Alevî-Bektaşî Kültür Enstitüsü’nün 7 Kasım 2025 tarihinde açmış olduğu ve paha biçilmez eserleri barındırdığı arşiv, Avrupa camiasında neredeyse 30 yıldan fazladır var olan Alevi kurumları arasında ilk sıraya girer.
Bunun yanında, Ocak 2026’da Leipzig Saksonya Bilimler Akademisi (Sächsische Akademie der Wissenschaften zu Leipzig) bünyesinde başlatılan ve Prof. Dr. Markus Dreßler hocanın yönettiği “Alevi Arşivi: 16.–20. Yüzyıllarda Anadolu’daki Alevi Topluluklarının Etno-Tarihi” başlıklı uzun vadeli (24 yıl!) araştırma projesi de dikkat çekicidir. Alevi tarihimizin ilk geniş kapsamlı ve ilk uzun süreli proje özelliğine sahip.
Öte yandan, Avrupa’nın farklı ülkelerindeki çeşitli (çatı) Alevi kurumlarının bir araya gelmesiyle oluşan “Muhibban-ı Ali” platformu da bir “Canlı Tarih” (Living History) projesi başlatmış bulunmakta.
Önemli bulduğum bu üç arşiv girişimine ilerleyen yazılarımda daha ayrıntılı biçimde değineceğim.
Sonuç
Ortaca Olaylarından 60 sene sonra Alevi toplumu olarak nihayet ders çıkarmış olduğumuzu düşünüyorum. Ne mutlu ki bazı Cemevlerimizde artık sadece arşivleme işleriyle uğraşan “Arşiv Görevlileri” bulunmakta…
Arşivleme işleri tüm kurumlar ve kitlelerce de arşiv biliminin öngördüğü metotlar doğrultusunda ele alınırsa, Yol’umuzun geleceğine sağlam kaynaklar bırakmış olacağız…
Ortaca Olaylarında hayatını kaybeden, tecavüze uğrayan, yaralanan, arazilerini satmak ve göç etmek zorunda kalan, siyasi hakları gasp edilen ve daha nice mağduriyetler yaşayan Canlarımızın aziz hatıralarına saygıyla…
Okuma Önerileri:
(yayın tarihine göre)
1.)
Hüseyin İzmir: “Türkiye’de Etnik Çatışmalar ve Toplumsal Hafıza: 1966 Ortaca Olayları”. Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Haziran 2016.
Link 1: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=5jyXn_7Wvdi-2pcWAAxkyQ
Link 2: https://yolpedia.eu/wp-content/uploads/2024/07/445857.pdf
2.)
Nami Temeltaş: “Ortaca Alevi Katliamı’nın 50. Yıldönümü”.
Bianet.org, Yayın Tarihi: 13 Haziran 2016.
Link: https://bianet.org/yazi/ortaca-alevi-katliami-nin-50-yildonumu-175754
3.)
Ali Duran Topuz: “Madımak’ın soykütüğünden bir kesit”.
Gazete Duvar, Yayın Tarihi: 2 Temmuz 2017.
Link: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/07/02/madimakin-soykutugunden-bir-kesit
4.)
‘Ortaca katliamı’ olarak bilinen olayın gerçek yüzü.
Pirha.org, Yayın Tarihi: Haziran 2019.
5.)
Doğan Duman: “Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de İlk Mezhep Eksenli Çatışma İddiası: Yaşananlardan Algıya 1966 Ortaca Olayları”. Akademik Makale.
Dergi: The Journal of Academic Social Science Studies (JASSS)
Sayı: 77 , s. 231-257, Kış 2019.
6.)
Zeynep Kösedağ: “1966 Ortaca Olaylarını Anlamak”
Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Ocak 2024.
Link: https://hafizavegenclik.org/storage/projects/February2025/87n0FYCEomXcHXIjPOGI.pdf
7.)
Selçuk Kahraman: “Çok Partili Hayata Geçişte Alevi Siyasallaşması: Nurcular, Diyanet ve Ortaca (1946-1966)”. Akademik Makale.
Dergi: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (AÜSBD)
Cilt: 26, Sayı: 1, s. 269-288, Yıl: 2026, 8 Mart 2026.
Link: https://dergipark.org.tr/tr/pub/ausbd/article/1798216
Hüseyin Barış Öztürk
Yorumlarınız için: huseyinozturk@gmx.de
Bu köşe yazısı 09.06.2026 tarihinde Alevi Portal’da yayınlanmıştır.
© Alevi-Portal.net
Zur deutschen Fassung der Kolumne
Yazının Almanca versiyonu için tıklayın