ALEVİ PORTAL

HÜSEYİN’İ ANLAMAK

Oktay ULUCAN

1343 yıl önce Muharrem ve Hüseyin ismi aynı daire içinde buluştu. Muharrem “mahrem”den yasak olarak gelirken, Hüseyin “hür-özgür, küçük sevgili” olarak literatürde yer buldu. Yasakla özgür karşıtlığında ‘Hüseyni duruş’ burada da kendisini gösterdi, direndi.

Alevi inancında Nübüvvet (peygamberlik) ve Velayet (velilik) makamları vardır. İnanışa göre Nübüvvet nuru ikiye bölündü ve velayet nuru doğdu. Nübüvvet, Hz. Peygamber nuru iken; Velayet, Hz. Ali’nin oldu. Ve her iki nur sahibi Meyli Hakk oldu, meyli dünya olmadı. Zaten dünyaya meyil zahir iken, Hakk´a meyil bâtın oldu.

Hz. Peygamber döneminde aşiretçilik üst safhada olup, belirleyiciliğini koruyordu. O aşiretlerden birisi Hâşimoğulları iken, diğeri Ümeyyeoğulları idi. Hâşimoğulları; Hz. Peygamber, Hz. Ali, Hz. Hüseyin olarak Meyli Hakk; Ümeyyeoğulları ise Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit (I. Yezîd) olarak Meyli dünyaya itibar ettiler.

Bunları nereden biliyoruz? Bugüne kadar birçok tarihçinin dile getirdiği ‘savaş bilen, ata binen,  ganimet peşinde koşan’ kişiler olarak göstertilmesinden biliyoruz.

Halife Osman’ın da Ümeyyeoğulları aşiretinden olup, 12 yıllık iktidar ile saltanat sürdüğü bu dönemde aşiretçi davranıp; önemli makamlara kendi adamlarını yerleştirdiği, oluşturduğu kadroların kendileri dışındaki insanlara zulmettiği, bu tutumdan bunalan halkın isyan aşamasına geldiği ve bu isyan sonucu 7 kişilik bir tim tarafından öldürüldüğü tarihî gerçeklerdir.

Bu ölüm sonrasında Şam valisi Muaviye, halife olan Hz. Ali’den halife Osman’ın kanını istemeleri, sorumlu olarak Hz. Ali’yi bilmeleri yukarıda bahsettiğimiz olumsuzlukları doğrulamaktadır.

Nitekim Hz. Ali’nin de suikast sonucu katli ile Muaviye hükümdar oldu. Hz. Ali’nin katlinden sonra insanlar Muaviye’ye boyun eğmek zorunda kaldılar.

Kendisi için biat (egemenliğinin tanınması) isterken, kendinden sonra oğlu Yezid’in de halife olmasına biat etmelerini istedi. Yani çifte biat.

Konuyu uzatmayalım. Muaviye’nin çeşitli savaşlar ve hilelerle geçen iktidarı son bulur, “lanet Yezit” halife olur. O da babası gibi biat ister, özellikle de Hz. Hüseyin’den ister. Yezit’in baskısı çevre illerde duyulur, Hz. Hüseyin’e davetler gönderirler. Özellikle de Kûfeliler çok ısrarcı olurlar. Nihai karar verilir. Rivayet odur ki 800’e yakın kişi ile yola revan olurlar. Kerbela denilen yerin yakınında yolları kesilir ve birlikte yola çıkan kalabalık azalarak 72 kişiye düşer. Yezit’in ordusu 5.000 kişi olup, geride bekleyen 10.000 askeri daha vardır. Hz. Hüseyin gerçekçi  bir insandır, konuşmayı ve anlaşmayı dener, 3 teklif götürür. Ancak Yezit kabul etmez, ille de ‘biat’ der. Peygamberin torunu Hüseyin halife Yezit’e biat etti deyip, tüm dünyaya ulak salıp kizir bağırtmaktır emelleri.

Hz. Hüseyin de bu biati kabul etmez çünkü kıyamete kadar gelen her bir halife, kral vs. bunu kullanmak isteyecektir, korkusu budur. Eğer Hz. Hüseyin biat etmiş olursa artık kimsenin karşı durma hakkı olmayacak, Yezit bu gücü ile her bildiğini okuyacak, tek söz sahibi, tek bağışlayıcı o olacaktır. Haşa var eden, yok eden o olacaktır. Hâlbuki teklik, Allah’a mahsustur.

Buradaki ince oyun ve nihai hedef, İslam’ı kullanarak İslam’ı ortadan kaldırmaktır. Gerçi -kısmen de olsa- olmadı, diyemeyiz.

Bu yaşanmışlıktan ne görüyoruz? İhanet, zulüm ve döneklik. Asıl olan ise; davanın insanlık davası olup, haklı ve mazlum olma ve kalabilme durumudur.

Kerbela’ya kadar tutulan Muharrem oruçları ‘şükür orucu’ iken, bizim açımızdan bu olay sonrası mateme döner. Asıl olanın nefsin mertebelerini aşarak , terbiye ve sabır sahibi olup, manaya inebilmektir. Mateme dönüşü ile de zahire değil, manaya bürünür.

Konunun sonuna geldiğimizde

Hüseyin’i anlayabilmek, bir damla suyun kıymetini bilmektir.
Hüseyin’i anlayabilmek, dünya malına tamah etmemektir.
Hüseyin’i anlayabilmek, zalimin karşısında dik durabilmektir.
Hüseyin’i anlayabilmek, Hakk için gerektiğinde ser vermektir.

Bu ser verme ile; Hakk için kendini kurban eden, en büyük ve gerçek kurban Hz. İmam Hüseyin’dir.

Hakk için kendini kurban eyleyen
Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin
Cümle erenlere ferman eyleyen
Erenler serveri İmam Hüseyin

Muhammed Ali’nin çeşmi çerağı
Erenler bağının bir gülü bağı
Ciğerler paresi gönül durağı
Gözlerimin nuru İmam Hüseyin

Batının sultanı müminler Şahı
Gaip aleminin şems ile mahı
Şah Hüseyin’im deyü ederler ahı
Matem ile zarı İmam Hüseyin

Ceddi Muhammed’dir atası Ali
Anası Fatıma cihana veli
Cümle evliyalar ederler beli
Evliyalar sırrı İmam Hüseyin

Pir Sultan Abdal tut damenin anın
Düşmanına düşman ol hanedanın
Dü çeşmi değil mi Şah-ı Merdan’ın
Erenler hünkârı İmam Hüseyin

Oktay Ulucan
Temmuz 2023

Sosyal Medyada Paylaş
YAZARIN SON YAZILARI
SERÇEŞME OLABİLMEK - 29 Ocak 2024
BU KORKU NİYE? - 14 Aralık 2023
ORUÇ OL! - 28 Temmuz 2023
HÜSEYİN’İ ANLAMAK - 15 Temmuz 2023
HALİL İBRAHİM SOFRASI - 11 Nisan 2023
8 MART KUTLU OLSUN - 8 Mart 2023
HÜNKÂR MİSALİ - 28 Şubat 2023
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ