ALEVİ PORTAL

BU KORKU NİYE?

Oktay ULUCAN

Başlığa bir soru daha ekleyip, soralım: Bu hazımsızlık niye?

Dostlar, bir söz vardır ya “akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini” diye, işte tam da böyle bir durum.

Hakkımızda ispat edilemeyen iftiralar var. Önce, bir iftiraydı, sonra iki oldu. Üç olunca da sabrımız taştı. Bir şey demedik diye, ağzı olan konuştu. Sonuçta, kalın bir çizgi çekme zarureti doğdu.

Gelelim mevzuya.

Avrupa Alevi örgütlenmesini; otuz yılı geçkin zaman diliminde hizmet etmekle, emek vermekle, maddi manevi desteğimiz ve sorumluluğumuzla bugünlere getirdik. Eksik alan olarak gördüğümüz eğitim, araştırma ve dayanışma alanlarını doldurabilmek için aynı eksikliği gören ve maddi-manevi katkı yapan özverili 20 arkadaş olarak “Uluslararası Alevi Araştırma, Dayanışma ve Eğitim Vakfı” kurmaya karar verip, girişimler sonrası başarılı çalışmalar ve verimliliğimiz ile mutlu olan insanlarız.

Bu aralık ayında vakıf olarak kuruluşumuzun 3. yılını kutlayacağız, girişim olarak da 5 yılı geride bıraktık. Bu zaman dilimi içinde çok özverili ve anlamlı çalışmalar yaptık. Burada yaptıklarımızı sıralasam, onlarca sayfa tutar; en iyisi merak edenler https://www.alevi-vakfi.com/ adlı sayfamıza bakabilir.

Geçen onca zaman içinde çalışmamız ile bizleri değerlendirmeyip, kendilerinin görmek istedikleri pencereden bakan birkaç kişi haddini aşıp kendilerine görev addetmişler.

Vakıf tüzüğümüzün amaçlar bölümünde, birçok çalışma gibi Alevi ulularımızın mekânlarını ziyaretler de yer almakta. Bu amaçla, hem uğurlarında cemlerimizde gözyaşı döktüğümüz ulularımızın hem de bizzat ziyaret ettiğimiz yörelerde tarihe iz bırakmış şahsiyetlerin mekânlarını ziyaret ettik; örneğin sırası ile Irak Kerbela’da İmam Hüseyin’in, Kûfe’de ve Necef’te  Şah-ı Merdan Ali’nin, İran ülke sınırları içinde ise Meşhed’de 8. İmam Ali Rıza’nın mekânlarına ziyaretler gerçekleştirdik; ayrıca Nişabur’da Serçeşmemiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin doğduğu köyü, Alamut’ta bir imparatorluğu dize getiren Hasan Sabbah’ın kalesini ve Erdebil’de Şah İsmail Hatai’nin türbesini ziyaret ettik.

Bu ziyaretler sonrası kiminle görüşsek “Allah kabul etsin, bize de nasip olsa, keşke haberimiz olsaydı” derlerken, bir başkaları da meraklı meraklı dudak büzüp “Hayırdır?” demeyi becerdi. Hele birileri var ki; bir dedikodu, yalan, iftira tutturdu gidiyor. Güya Şii imişiz. Bir metropol şehrin Cemevi başkanı genel kurullarında -varsa eğer, kendi başarılı çalışmalarını anlatacağı yere- internetten aldığı kara çarşaflı kadınları göstertip, algı yaratmaya çalışıyor ve bizim kutlu ziyaretlerimizi eleştiriyor. Yani bizleri kötüleyerek başarı sergilemek istiyor.

Benim de oy verip görev verdiğim -temsilcimiz olsun ki Alevi örgütlenmemiz adına resmî işlerimizi yürütsün dediğim- kişi; bölgenin başkanı sıfatıyla durumdan vazife çıkartıp, üst kurumun adını da kullanarak, benim Cemevi başkanlığımdan istifamı istiyor. Üstelik kurgu yapıp senaryo yazıyor, kendince akıl veriyor. Bakar mısınız, hem de iki dakikalık telefon görüşmesinde yarattığı sorunu çözeceğini, daha doğrusu çözebileceğini, düşünüyor.

Sadece benimle kalmıyor. Vakfımızın Genel Sekreteri olan Canımız, 30 yıldır üyesi olduğu kendi Cemevinde denetleme kurulu adaylığı için yine aynı ‘el’ engel olmak istiyor. Gerekçe olarak da 2015 yılına ait bir genel kurul karar tasarısı sunulmakta. “Cemevlerine üye olanlar bir başka inanç kurumuna üye olamaz” ifadesini içeren bu karar tasarısı, hâlâ bir taslak olarak ortada durmakta. Çünkü onlar da; bu ifadeyi içerecek olan bir kararın, Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen ‘dernek kurma ve derneklere üye olma’ hakkını içeren ‘Birleşme Özgürlüğü’ (AY Md. 8) maddesine açık ve net bir şekilde aykırı olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle yıllardır bir karara bağlayamıyorlar ama her nedense bu taslağa atıfta bulunuyorlar.

Bir defa, Uluslararası Alevi Vakfı bir inanç kurumu değil ki. İnanç kurumu olması için, Vakfımızda inanç önderlerinin ve bir inanç kurulunun da olması gerekmez mi?!

Ciddi bir kurum böyle yönetilmez. Kurumlarda belge esası vardır, kurul kararları vardır. Benim cevaben “Resmiyette belge esastır. Hangi tüzük maddesi, hangi kurul kararı var, getir” dediğimden bugüne 1100 günden fazla zaman geçti. Peki sonuç? Sonuç elbette ki yok. Çünkü hepsi hikâye. Yani hiçbir tüzükte “Bir Alevi, ulularının mekânlarını ziyaret edemez” diye bir madde yok, olamaz da. Bilakis kişinin dolaşım özgürlüğü de Anayasal bir haktır!

Kaldı ki aynı bölge başkanına; Dedeleri toplayıp, Balkanlardaki Bektaşi tekkelerini tek tek gezdirmelerini hatırlatmak isterim.

Bu yetti mi? Maalesef hayır. Bunlar sadece, bizi gördüklerinde yüzümüze bir şey diyemeyen ama arkamızdan dedikodu yapanlardır.

Bunlardan bir başkası, yine büyük bir Cemevinin başkanı ve yöneticisi olan zavallı. İçindeki fesatlıkları ile, Cemevi olmayan bir dernek salonunda toplantı yapmak istediğimiz kurumun başkanını arayıp hakkımızda antipropaganda yapmak suretiyle yer verilmemesini söylüyor, iftira ediyor. Bizleri Şii olmakla itham ediyor. Biz bu gibilere ne diyelim? Üstelik beceriksizlikleri yüzünden kendi kurumunu olağanüstü genel kurula götürmeyi unutmuş, başka faaliyetler içinde. Ayrıca beyefendi, adı geçen o derneğin ne yöneticisi ne de üyesi. Aldığı cevapla yerine oturuyor, herkesi kendileri gibi ikiyüzlü ve iftiracı zannediyor.

Bizi Şiilik’le itham ederken kendisine nazaran müsahibimizle, ikrarımızla yolda olduğumuzu unutuyor.

Anadolu’muzda bir söz vardır: “Eski dost düşman olmaz”. Bizler herkesle dostuz. Keşke bir gün misafirimiz olsalardı veya davet etselerdi de kahvelerimizi içerken bir muhabbet eyleseydik, samimi duygularımızı paylaşsaydık. Ortak hangi sorunlarımız var, hangi çözüm önerilerimiz var, Vakıf ve Cemevi olarak hangi projeyi hayata geçirebiliriz, bundan Alevi toplumu ne kazanır, tüm bunları konuşabilseydik.

Mesela, çocuklarımız genç yaşta uyuşturucu bağımlılığının pençesi altında. Soralım, bu büyük ve kalabalık kitleye hükmeden sayın başkanlar sezon başlangıcı ve bitişinde masa kurup ızgara yapmaktan başka hiç bu konuda kafa yordular mı acaba? Hatta bağımlılık gündemli 26 Nisan 2023 tarihli davetimi ciddiye aldılar mı?!

Bizi ötekileştirip federasyon dışına itmek istiyorlar. Defalarca anlattık. Federasyon biziz, biz! 35 yıldır bizim emeklerimizle var oldu. Özverimiz ile büyüttük. Bizler o ulu yapının üyesiyiz, yöneticisiyiz, delegesiyiz. Biz bir üzüm tanesi isek, federasyonumuz bir büyük bağ. Birilerinin bizleri ötekileştirmeye, toplumu bölmeye, halk içine nifak sokmaya güçleri yetmeyecektir.

Size inat başarılıyız, başarılı olacağız.

Başlıktaki soruya dönersek cevabını buldum: “Korkuları yüreklerinin darlığından”

Yeni yılınız kutlu olsun.

Oktay Ulucan

Uluslararası Alevi Araştırma, Dayanışma ve Eğitim Vakfı kurucu üyesi

Sosyal Medyada Paylaş
YAZARIN SON YAZILARI
SERÇEŞME OLABİLMEK - 29 Ocak 2024
BU KORKU NİYE? - 14 Aralık 2023
ORUÇ OL! - 28 Temmuz 2023
HÜSEYİN’İ ANLAMAK - 15 Temmuz 2023
HALİL İBRAHİM SOFRASI - 11 Nisan 2023
8 MART KUTLU OLSUN - 8 Mart 2023
HÜNKÂR MİSALİ - 28 Şubat 2023
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ